• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Vicdanımız kaç metrekare?

BURCU ILGIN

Vicdanımız kaç metrekare?

burcu.ilgin@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 01 Şubat 2026

Geçtiğimiz günlerde dünyanın en zengin insanlarının servetlerinin açıklandığı listeler yayınlandı. Ocak 2026 verilerine göre, dünyanın en zengin 12 kişisinin toplam serveti yaklaşık 2,9 trilyon dolar (2.900 milyar dolar). Bu rakamlar hayal gücümüzün sınırlarını epey zorluyor. Ne kadar büyük meblağlardan bahsedildiğini anlamak için kıyaslama yapmak şart. Mesela bu 12 kişinin toplam serveti, dünya nüfusunun en yoksul yarısını oluşturan 4 milyardan fazla insanın toplam varlığından daha fazla. Hatta neredeyse Fransa veya Birleşik Krallık gibi dev ekonomilerin yıllık Gayrisafi Yurt İçi Hasılalarına (GSYİH) eşit. Bu 12 milyarderin sadece geçen yılki servet artışı bile küresel aşırı yoksulluğu onlarca kez ortadan kaldırmaya yeter. Bu bilgileri verdikten sonra modern dünyada yaşayan biz normal insanların dertleri üzerine de konuşalım biraz. Mesela, evindeki çamaşır odasının darlığından şikayet eden, banyosunu çocuklarıyla paylaşmak zorunda kaldığı için "yaşam kalitesinin" düştüğüne inanan o modern insanı düşünelim. Her sabah "bugün ne giysem" kararsızlığıyla, dolu gardıropların önünde duran, musluğundan akan sıcak suyun basıncını beğenmeyen bizleri...

ZORLU YAŞAM SAVAŞI

Şimdi bu görüntüden uzaklaşalım. 7 bin kilometre öteye, dünyanın en fakir ülkeleri arasında ilk sırada yer alan Burundi'nin tozlu ve susuz yollarına gidelim. Orada, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, sırtında on kiloluk su bidonuyla kilometrelerce yol yürüyen bir anneyi göreceğiz. Onun derdi banyoyu paylaşmak değil; o suyun çamurdan ne kadar arındığı. Çamaşır odasının büyüklüğü değil, üzerindeki tek kat giysinin bir gece daha onu ve çocuğunu sıtmadan koruyup koruyamayacağı. Ya da daha yakındaki Gazze'ye gidelim. Oradaki annelerin tek isteği yaşamak ve çocuklarını yaşatabilmek!

LÜKS MUTLULUK GETİR Mİ?

Dünya ekonomisi bize bir yalan söylüyor. Bize, daha fazla metrekarenin, daha lüks muslukların ve daha teknolojik odaların "mutluluk" olduğunu anlatıyor. Oysa biz bu şımarıklıkların içinde boğulurken, gezegenin diğer ucunda birileri sadece "yarın da burada olabilmek" için savaşıyor. Milyarderlerin uzay turizmi için harcadığı yakıt parasıyla, Burundi'deki binlerce köyde tarımsal devrim yapılabileceğini bilmek, insanı sadece üzmüyor; bu dengesizlik insanı nefessiz bırakıyor. Bir tarafta akıllı evlerin içinde "konfor" adı altında şımaran bir azınlık, diğer tarafta toprağı elleriyle kazıyan, emeği çalınan, bir avuç mısır lapasına şükreden bir çoğunluk... Bizim "küçük şımarıklıklarımız", onların hayalleri bile olamayacak kadar uzak. Bizim "paylaşamadığımız" banyolar, onların hayatı boyunca görmediği bir lüks. Asıl soru şu: Biz ne zaman bu kadar körleştik? Kendi konforumuzun duvarlarını örerken, o duvarların dışındaki açlığın ve sefaletin sesini ne zaman duymaz olduk? Burundi'deki o insanların yoksulluğu onların kaderi değil, bizim bu doymak bilmez tüketim iştahımızın bir sonucu. Onlar çalışmadığı için fakir değil; biz onların emeğinin üzerine koca koca koca odaları inşa ettiğimiz için bu uçurum kapanmıyor. Belki de bir sabah, musluğu açtığımızda akan o temiz suya bakıp "Bu su Burundi'de bir mucize" diyebilmeliyiz. Belki de şikayet ettiğimiz o küçük odaların, birilerinin hayata tutunduğu tek sığınak olduğunu hatırlamalıyız. Çünkü adalet, sadece milyarderlerin vereceği bağışlarla değil, bizim bu "normal" sandığımız şımarıklıktan utanmamızla başlayacak.

SADAKA DEĞİL İNSAN ONURU

Peki, bu utanç tablosu bizim kaderimiz mi? Hayır. Çözüm, o uzak coğrafyalara havadan atılan bir avuç pirinç paketinde ya da milyarderlerin vicdan rahatlatmak için dağıttığı kırıntılarda değil. Gerçek çözüm, bu insanların ellerinden alınan üretim hakkını onlara geri vermekte gizli. Burundi'deki o çiftçiye sadaka vermek, onu bize bağımlı kılmaya devam eder. Oysa ona modern bir tesis kurmak, onu bir kooperatif çatısı altında birleştirmek ve mülkiyeti ona devretmek, ona dünyadaki en kıymetli şeyi; onurunu geri verebilir. Bizler evimizdeki "metrekare" kavgalarını bir kenara bırakıp, soframıza gelen kahvenin ya da meyvenin hangi kooperatiften, hangi alın teriyle geldiğini sorguladığımızda bu denge değişmeye başlayacak. Belki bir gün, bir milyarder bir saray daha inşa etmek yerine, Burundi'nin yemyeşil ama yorgun tepelerine bir fabrika kurup anahtarını o köyün kadınlarına teslim eder. İşte o gün, odalarımızın genişliği değil, kalplerimizin ve adaletimizin genişliği bizi gerçekten "insan" yapacak. Çünkü dünya, birinin banyosunu paylaşamadığı için üzüldüğü, diğerinin ise paylaşacak bir damla su bulamadığı bu adaletsiz yükü daha fazla taşıyamaz.

İşte o 12 milyarder

1- Elon Musk: 637,6 milyar dolar

2- Larry Page: 265,1 milyar dolar

3-Sergey Brin: 246,5 milyar dolar

4-Jeff Bezos: 245,7 milyar dolar

5-Larry Ellison: 238,3 milyar dolar

6-Mark Zuckerberg: 228,8 milyar dolar

7- Bernard Arnault: 202,3 milyar dolar

8-Steve Ballmer: 165,5 milyar dolar

9-Jensen Huang: 153,2 milyar dolar

10-Warren Buffett: 152,3 milyar dolar

11-Jim Walton: 140,9 milyar dolar

12- Michael Dell: 139,7 milyar dolar

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.