• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Sessizlik herkes için farklıdır

AYSUN METE

Sessizlik herkes için farklıdır

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 21 Şubat 2026

Sessizlik ilk başta zararsız görünür. Hatta bazen olgunluk gibi sunulur. "Düşünüyorum." "Alan istiyorum." "Şimdi konuşmak istemiyorum." Ben de buna inandım. Çünkü konuşmamak bazen gerçekten iyidir. Ama bir noktadan sonra şunu fark ettim: Biz aynı sessizlikte değildik. O sustuğunda kendini regüle ettiğini sanıyordu. Duygudan uzaklaşarak rahatlıyordu. Kontrolü elinde tuttuğunu hissediyordu. Ben sustuğumda ise yalnız kalıyordum. Kendi içimde çoğalıyordum. Ve bağ, sessizce çözülüyordu. Sorun sessizlik değildi. Sorun, sessizliğin iki bedende bambaşka şeyler yapmasıydı. Bir gün şunu söyledi: "I need silence to think." "Düşünmek için sessizliğe ihtiyacım var." Bu cümle çoğu zaman sakin anlarda değil, tam duygular açıldığında geliyordu. Yani mesele düşünmek değildi. Mesele, duygunun olduğu yerden uzaklaşmaktı. İlk duyulduğunda makul gelen bu cümle, her duygusal temas denememde tekrarlandığında şuna dönüştü: "Bu duygunun içinde seninle kalmak istemiyorum." Sessizlik, bir ihtiyaç olmaktan çıkıp duygudan geri çekilmenin yolu hâline gelmişti.

UYUMSUZ BAĞLANMA

Sessizlik uzadıkça ben de değişmeye başladım. Kendimi geri çektim. Duygumu bastırdım. Konuşmak istememeyi öğrendim. Ama bu öğrenme iyileştirici değildi. Bu, kendimi daraltmaktı. Çünkü ben sessizliğe uyum sağlamıyordum. Sessizlikte kayboluyordum. Psikolojik olarak burada önemli bir ayrım var. Sessizlik geçiciyse, regülasyondur. Süreklilik kazanıyorsa, kaçıştır. Ve bir ilişkide biri susarak rahatlıyor, diğeri susarak dağılmaya başlıyorsa orada "kişisel alan" değil, uyumsuz bir bağlanma dinamiği vardır.

'BÖYLE BASA ÇIKIYORUM'

Bir gün şunu söyledim: "Sen sessizlikte iyisin. Ben değilim." Bu bir suçlama değildi. Bir fark tespitiydi. Ama karşı tarafta şöyle duyuldu: "Sen yanlışsın." Ve işte tam orada, görünmez bir kopukluk başladı. Sessizlik tek başına şiddet değildir. Ama duyguyu yok sayan sessizlik, zamanla şiddete dönüşür. Çünkü cevap vermemek, görmezden gelmek, bekletmek kişinin sinir sistemini sürekli alarmda tutar. Bu alarm hâli dramatik değildir. Sessizdir. Ama içten içe tüketicidir. Bir noktada şunu söyledim: "Sessizlik bana iyi gelmiyor. Cevap vermediğinde, bin düşünceyle baş başa kalıyorum." Bu bir talep değildi. Sadece gerçekti. Cevap şuydu: "This is how I cope." "Ben böyle başa çıkıyorum."

ACI AMA GERÇEK

Ve orada çok önemli bir şey netleşti. Bir insanın başa çıkma biçimi, başka bir insanın yarasıysa orada ilişki değil, iki ayrı yalnızlık yan yana durur. Çünkü ilişki, "Ben buyum" demek değildir. "Bizde bu nasıl çalışıyor?" diye bakabilmektir. Sessizlik bana sonunda şunu söyledi: "Buradayım. Ama seninle değilim." Bu cümle acıydı. Ama dürüsttü. Ve belki de asıl gerçek şuydu: Sessizlik herkes için aynı şey değildir. Bazıları için alan, güven, kontrol demektir. Bazıları içinse terk edilme, belirsizlik, yalnızlık. Ve eğer bir ilişkide birinin ilacı, diğerinin zehriyse orada uzun vadede iyileşme olmaz. Bu metin, yeni kitabım **Bir İlişki Koçundan Notlar**dan bir bölümün gazete için uyarlanmış hâli. Daha derin psikolojik analizler ve bağlanma dinamikleri kitabımda yer alıyor. Devam edebilir... Ya da burada durabilirsiniz... Karar sizin...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.