• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Giriş Tarihi: 17 Mayıs 2026

Dilimizi iyi okuyan, iyi yazan, iyi konuşan sayısı azaldıkça azaldı.
Ne yazık ki şu anda bu kişilerin çoğu meslek sahibi. Üstelik bu meslekler, kendi yanlışlarını yayma noktasında fevkalade bir avantaj sağlıyor. Örneğin tanıdığım bir öğretmen, sosyal medyada noktalama işareti kullanmadığı için yazdığı uzun paragraflar anlaşılmıyor.
Üstelik 'Sen öğretmensin. Seni örnek alırlar, sen bari yapma' diye iyi niyetle uyardığımda da 'Burası sosyal medya.
Canımın istediği gibi yazarım. Hiç kendimi yoramayacağım şimdi, sen de fazla takılma' diye ancak bir ergenin verebileceği türden bir yanıt alıyorum.
Eh tabii öyle olunca balık baştan kokuyor. Hoca nasıl ki öğrencisi nasıl olsun? Hal böyle olunca ne öğretmeni, ne editörü, ne senaryo yazarı düzgün bir Türkçe kullanıyor. (Bakın mesela 'ne-ne' ile devam eden bu cümle kalıbı pozitif biter. Yani ne o ne de bu yazmıyor değil, aynı benim kullandığım gibi...)

BAZI REPLİKLER
Bakın ülkemizde kanallarda yayınlanan popüler dizilerden bazı replikler paylaşayım. Cümle aşağıdaki gibiyse senarist, eğer doğaçlama çıkmış bir cümleyse oyuncu cahil...
Mafya tarzı popüler dizide kahraman şöyle diyor:
"Bunlar gemiyi azıya almışlar." Hangi gemi pardon? Gemiyi azı dişine mi bağlamışlar? Doğrusu neydi?
"Bunlar gemi azıya almışlar." Bir insanın kontrolden çıkmasını, söz dinlememesini atçılık jargonuyla anlatan bir deyimdir aslen.
Yine muhafazakar-seküler çatışmasını anlatan popüler bir dizide, dini bütün karakter şöyle söylüyor:
"Allah onlara marifet etsin." Marifet, hüner demek. İyi de o zaman bu cümle ne demek? Allah onlara hüner versin mi diyor? Tabii ki hayır.
Tövbe estağfurullah! Demek istediği şu aslında:, "Allah onlara mağfiret etsin/eylesin."

GAZA OLABİLİR Mİ?
Yani Allah onlara acısın diyor. Bu cümleyi kuran karakter dini bütün biri olunca dizinin ve karakterin inandırıcılığı da bir anda sıfıra iniyor. Yönetmen de mi fark etmiyor? Ediyor da popüler oyuncuya bir şey söylemeye cesareti mi yok?
Bir başka 'aynı tür' dizide, "Kazamız mübarek olsun" deniyor ve insanı çileden çıkarıyor. Ne kazası? Hangi kaza?
Gaza olmasın o ? Hani Allah yolunda verilen savaş?
"Gazamız mübarek olmasın mı?"

İLGİNÇ DİYALOG
Otogarda geçen taht oyunlarını konu alan bir dizide şöyle ihginç bir cümle duyuyoruz:
"Kendini fasulyeden nimet sayıyor." Fasulyeden nimet mi? "Fasulye gibi nimetten sayıyor" olmasın o?
Birilerine abilik yapan bir karakterimizin dizisinde kahramanımız, arayıp arayıp karşılık bulamadığında haklı olarak sinirleniyor.
"Arıyorum sabahtan beri, telefon duvar... "

DELİRTTİNİZ...
Kapının duvar olduğunu biliriz de telefonun duvar olmasıyla deyim davul oluyor. Uydurulur da bu kadar mı uydurulur kardeşim?
Sahtekar karakterlerin sürekli birbirini kandırdığı /dolandırdığı örnek(!) bir dizimizdeki replik de şöyle:
"Her şey açığa kavuşacak." Yahu kırk yıllık kalıpları kafanıza göre nasıl eğip büküyorsunuz?
Her şey açığa kavuşmaz, açığa çıkar.
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur üstelik. Öff, beni de delirttiniz artık...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.